10 Ocak 2016 Pazar

Macın Kaynatma Şenlikleri

Bu yazımda size geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen ''Macın Kaynatma Şenlikleri'' fotoğraf sergisinden kareler paylaşacağım. Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi İdrisyayla köyünde gerçekleştirilen unutulmaya yüz tutmakta olan bu ritüelin fotoğraflarını çekerek yaşatmaya çalışan bir grup güzel insanın çabası. Somut olmayan kültürel miras adı altında düzenlenen bu şenlikler geçmişten günümüze nesiller aracılığıyla aktarılıyor.

Resimleri sizlerle paylaşıyorum..







Sizlerde ritüellerin, tatların, geleneklerin unutulmaması gereken tarihimizi elinizden geldiğince eşinizle, dostunuzla hatta sosyal medyadan paylaşarak bir nebzede olsa katkıda bulunabilirsiniz.


2 Ocak 2016 Cumartesi

Yarım Kalmış Lezzetler

Yarım Kalmış Lezzetler

Dünyanın neresine giderseniz gidin, hiçbir yerinde doğduğunuz yerin rengini bulamazsınız. Bunu ister mevsiminde, ister insanında, ister toprağında arayın. Özlem vardır insanın toprağına, büyüdüğü sokağa... E tabi ki hiç bir şey aynı olmadığı gibi, insan yemeğini de özlemez olur mu, bahsetmediği zaman olur mu? Sen sorsana Trakyalıya rakısız eti, Adanalıya acısız kebabı... "Saklı Lezzetler" işte böyle yazılmış sanki, hele ellerde okuyacaksanız, dikkatli olun! Karnınız acıkabilir.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi Esquivel, yemeğe çok farklı açılardan yaklaşıyor. Bize Meksika mutfağının inceliklerinden bahsederken kendi katmış olduğu yorumuyla da eşsiz tatlar sunmaktadır. Anlatmış olduğu hikâyelerle okuyucuya Meksika mutfağı hakkında ilgi uyandırmıştır. Bilinmeyen lezzetler, kendine özgü anlatım şekli, ne kadar başarısız olursa olsun yemek yapma tutkusundan vazgeçmeyişi ve anlatmış olduğu hikâyeler birleşince ortaya saklı bir lezzet çıkıyor. Yemeğe büyük anlamlar yükleyen yazar, tatları genel olarak anılarla bağdaşlaştırıyor ve yemeğin tadının yaşanılan olaylardan geldiğini anlatıyor. Yazar, okuyucuya yapılan yemek ait olduğu coğrafyada bütünlük kazanıyor felsefesini aşılamaya çalışmaktadır. En çok hoşuma giden nokta ise yemeğin özlem duygusunu hatırlatıyor olduğunu okuyucuya göstermesidir. Meksika’dan ayrılırken yanında götürdüğü biberler, bizim kendi memleketimize özgü tatları yanımızda götürürken ki hissettiğimiz duyguları yansıtıyor. Bana göre kitabındaki en önemli eksiklerden bir tanesi yemek tariflerini havada bırakmasıdır. Bölümlerin başında verilen malzemeler hikâyelerin gölgesinde kalıyor. Bu yemeğe karşı bir ilgi uyandırıyor da olabilir fakat o hiçbir zaman yemeğin son hali anlatılmıyor. Acı tatlara ve yarım kalmış hikâyelere özel bir merakınız varsa “Saklı Lezzetler” sizin başucu kitabınız olabilir, bu arada annenizi özleyip, "Hani senin yemeklerin nerede?" demeyeceğinizin sözünü veremiyoruz. :)
Kısacası şöyle diyebiliriz: "Tarifler bahane, acıktım usta Adana şahane" ruhunu taşıyorsanız, kitabı okurken nerede yemek yiyeceğinizi düşünmeye başlayacaksınızdır muhtemelen. Ancak "Ben düz adamım, acıkınca eşimi ararım, ne olursa yer, önüme bakarım." diyorsanız, eyvallah güzel kardeşim burası senin ilgi alanın değil :) Abi dur ben acıktım ya...

22 Aralık 2015 Salı

Espresso'nun Püf Noktaları


Espresso'nun Püf Noktaları

  1. Espresso yapımında kullanılacak çekirdek kalitesi
  2. Yeşil çekirdeğin kavrulması 
  3. Kavrulmuş çekirdeğin dinlenmesi (5-6 Gün)
  4. Öğütme kalınlığı
  5. Temp işlemi (Porto filtrede sıkıştırma)
  6. Espresso makinesinden flash alma
  7. Akış süresi
  8. Prem İnfusion (Espressoda ön demleme)
  9. Makine bar basıncı
  10. Su sıcaklığı (90-94°C )
  11. Porto filtreye koyduğun kahve miktarıyla aldığın espresso miktarı

1 Aralık 2015 Salı

AİDS ve Beslenme

HİV+ bağışıklık sistemine saldıran bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın ilk safhalarında, kişi gözle görülür hiçbir belirti göstermez ilerleyen safhalarda ise kilo kaybı, ateş, ishal ve fırsatçı hastalıkların (ağız yaraları, tüberküloz gibi) ortaya çıkmasıyla hastalığın belirtileri gözle görülebilir bir hal kazanmaya başlayacaktır. Vücudun beslenme durumu HİV taşıyıcısı olduğu andan itibaren büyük önem taşır. Bu durum taşıyıcının beslenme eğitimi, sağlıklı yeme alışkanlığı sağlama ve özellikle başta yetiştirme, saklama ve pişirme olmak üzere yiyeceğin güvenilirliği konusunda harekete geçme şansı verir. İyi beslenme hastanın sağlığını ve yaşam kalitesini korumasında büyük önem taşır çünkü ilerleyen zamanlarda kilo kaybı, iştahsızlık, ishal gibi sorunlar boy göstermeye başlar buda vücudun besinlerin yeteri emilimini yapamamasına yol açar ve sağlık durumunu direkt olarak etkilemektedir. Bunun sonucu kişinin beslenmesi bozulur ve kişi zayıf düşer. Klinik AİDS başlangıcının muhtemel göstergesi (Yetişkin bireylerde) 6-7 kiloluk bir kayıp meydana gelir, zayıf bireyler için bu kayıp ciddi sorunlar doğurabilir. Sağlıklı ve dengeli beslenme tedavi ve enfeksiyonlar başladıktan sonra vücudun uygun besinsen dengeye gelmesi kilo kaybını ve ilerleyen zamanlarda baş gösterecek hastalıkların etkilerini azaltabilir. İyi beslenme ilaçların etkisini iyi yönde etkileyebilir. Sağlıklı ve dengeli beslenme, HİV enfeksiyonunun bütün safhalardaki insanlara yönelik, danışmanlık ve bakımın ana hedeflerinden biri olmalıdır.

Doğru besinsel destekle hayat kalitesini arttırmak için yapılabilecekler;

Kilo ve gücü koruyarak
Vücutta eksik vitamin ve mineralleri yerine koyarak
Bağışıklık sisteminin etkisini ve vücudun hastalıklara karşı mücadele yeteneğini arttırarak
Enfeksiyondan, AİDS hastalığına uzanan süreci uzatarak
Vücudun tedaviye verdiği cevabı arttırarak, sağlığı korumak için harcanan zaman ve parayı azaltarak
HİV’li bireylerin üretken olmalarını sağlayarak ailelerinin gelirlerine katkıda bulunmalarını sağlayarak

HİV/AİDS’le yaşayan insanların ortalama beslenme programı;
Her öğün temel besin tüketimi
    Tahıllar (pirinç, buğday, arpa), nişastalı kökler (patates) ve köklü meyveler lifli besinlere örnek olarak tüketilebilir.

Mümkünse her gün bir öğün baklagil tüketimi
     Fasulye, bezelye, mercimek ve soya fasulyesi baklagillere örnek olarak sayılabilir. Temel besinlerle tüketildiğinde proteinin kalitesini arttırırlar.

Hayvansal ürünler ve süt ürünleri tüketimi
    Hayvansal ürünler ve balıklar yüksek kalitede protein, vitamin, mineral ve ilave enerji içerdiğinden olabildiğince sık tüketilmeli

Her gün sebze ve meyve tüketin
      Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak,balkabağı),yeşil biber,kabak,havuç,kayısı,şeftali ve mango:  Bol A vitamini içerirler.  Domates, lahana, portakal, mandalina, greyfurt, limon, dut, mango ve ananas: Bol C vitamini içerirler ve hastalıklarla mücadele etmeye yardım ederler.

Katı ve sıvı yağları ,şeker ve şekerli yiyecekler yerine kullanın
     Katı yağlar, sıvı yağlar ve şeker iyi enerji kaynaklarıdır ve kiloyu korumak veya kaybedilen kiloları geri almak için önemlidirler.  Bunlar yiyeceklere lezzet vermek suretiyle iştah açıcı olurlar. Tereyağı, domuzyağı, margarin, kızartma yağları,kaymak, mayonez ve hindistan cevizi kremi bu yiyecekler arasında sayılabilirler. Ayrıca avokadoda, yağlı tohumlarda (ayçiçeği, yerfıstığı ve susam), yağlı et, balık, lor ve peynirde de bulunurlar. Şeker ve şekerli yiyecekler olarak bal, reçel, çay şekeri, kek ve bisküvi sayılabilir.

19 Kasım 2015 Perşembe

Kahve ile Geçen Bir Günün Anısına

Son zamanlarda çok fazla başıma gelen bir olay uykusuzluk. Bunu kime söylesem herkes çok kahve içiyorsun ondan diyorlar hadi oradan kime göre, neye göre fazla, günde 130 - 210gr arası taze kavrulmuş Honduras money capri tüketiyorum buda 5 - 8 kupaya eş değer. Evde zaman geçirmeyi çok sevmeye başladım plaklarım, kitaplarım, anneannemden 1 yıl dil döktükten sonra ödünç çaldığım gece lambası (evet doğru duydunuz çaldığım zor ikna oldu), mumlarım ve tabi olmazsa olmaz kahvem olmadan bunu başaramazdım. Ne kadar kafamı toparlamakta güçlük çeksem de kitap okumayı bırakamam sırf bu yüzden okumadığım kitaplara ayıp olmasın diye daha önce okuduğum kitaplarla başlıyorum kafam biraz rahatladığında yenilerine geçiyorum. Sonra bana en çok huzuru veren kahvemden kocaman bir yudum alıyorum ve okuduklarımla bütünleşip zamanın akıp gitmesine izin veriyorum. Arada bir sessizliği fark ettiğimde plak değiştiriyorum. Birde acıkmasam kim bırakacak onca düşüncenin, onca hikayenin yazılı olduğu sayfaları ve çok zaman geçmeden fark ediyorum o elimin 6. parmağı haline gelen kupanın boşaldığını. Hemen silkelenip kendime geliyorum mutfağa gidip ketıla su ekleyip altını açıyorum, Bir yandan frencpressi yıkıyorum bir yandan kahve öğütücüsüne kahve koyup çalıştırmaya başlıyorum. Birden bacaklarımdan hafif ve tatlı bir ürperti yükseliyor kafamı aşağıya eğiyorum bir çift buz mavisi gözle Pars bana bakıyor mırlamaya başlıyor. Ne kadar alerjim olsa bile bu çocuğa hiç hayır diyemiyorum ben onu sevdikçe o beni yalamaya başlıyor. Ketıl kapanınca kendime geliyorum ve bir omuzum da tuttuğum Parsla kahve yapmaya çalışıyorum. Kahve öğütücüsünün alt tarafından taze çekilmiş kahvelerin biriktiği küçük kabı alıyorum kapağını açtığımda mutfağı buram buram taze kahve kokusu sarıyor. Parsı yakmamak için yere indiriyorum ve hemen arkasına bile bakmadan dönüp havlusunun üzerine yatmak için yola koyuluyor. Frenchpresse kahveyi boşaltıp tüm kahveyi ıslatacak kadar su ekliyorum ve blooming (ön demleme) olayının bitmesi için 1 dakika kadar bekleyip geri kalan suyu ilave ediyorum kapağını kapıyorum ve kaldığım yerden devam etmek için kendime ait olan tek yer olan odama dönüyorum.

7 Kasım 2015 Cumartesi

Organ Bağış Haftası

Bu yazıyı hazırlarken pek çok kez karşılaştığım bir yanılsamayı düzelterek başlamak istiyorum. İçinde bulunduğumuz hafta ''Organ nakil haftası'' değil ''Organ bağış haftası''dır. Yapılan araştırmalar, beslenmenin ve günlük hayat alışkanlıklarının, hastalıklara doğrudan ilişkili olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden beslenme konusunda neleri tercih edeceğimize dikkat etmemiz gerekmektedir. Organ bağışının önemini böbrekler üzerinden bilgiler paylaşarak sizlere aktarmaya çalışacağım. Tabi öncesinde biraz böbreklerin ne yaptığınıda söylemem gerekli.
Böbreklerin görevleri;
- Aldığımız besinleri enerji sağlamak üzere vücudumuz tarafından kullanıldıktan sonra, açığa çıkan atık maddeleri temizleyerek idrarla dışarı atar.
- Vücudun sıvı dengesini kontrol eder, tansiyonu dengeler.
- Kemik iliğine ne kadar kan yapacağı komutunu verir.
- Salgılanan hormonlar ile kemiklerin sağlam olmasını ve gelişmesini sağlar
Doğru miktarda ve dengeli beslenmek, bizi hastalıklardan korur, çocukların sağlıklı gelişmesini sağlar. Sağlığımız için besin öğelerini belli miktarda tüketme alışkanlığı edinmemiz gerekir.
Yetişkin bir kişinin günlük ortalama 6g tuz tüketmesi gerekmektedir. Tuzu en çok işlem görmüş ve dışarıda yediğimiz gıdalardan alıyoruz.
I. İşlem görmüş gıdalardan %77
II. Doğal olarak içeriginde bulunan gıdalar %12
III. Yerken eklediğimiz %6
IV. Evde pişirirken kullanılan %5
Sağlıklı beslenmeye özen göstermezsek böbreklerimiz işlevini yitirip çalışmaz hale geldiğinde, diyaliz tedavisine ihtiyaç duyarız. Bu işlem haftanın 3 günü günde 4 saat sürmektedir. Diyaliz makinesi günde 72 litre kanı kabaca süzebiliyor ve 86kg ağırlığındayken, böbrekerimiz ise günde ortalama 180 litre kan temizlerken 2.4 milyon filitreye sahip, ağırlığı ise ortalama 150g. Diyaliz tedavisi hastayı yaşatmaya yönelik bir tedavi yöntemidir, böbrekleri tekrar sağlığına kavuşturmaz. Son dönem kronik böbrek yetmezliğinin en seçkin tedavi yöntemi BÖBREK NAKLİDİR. Daha fazla sebze, meyve, bakliyat, kuruyemiş, tavuk, balık, doğal ürünler ve günde ortalama 2.5lt su tüketerek kronik böbrek hastalıklarına yakalanma olasılığını minimalize etmek mümkün.

Bağışlanan Her Organ Kurtarılan Bir Hayattır.
Türk Böbrek Vakfı yardımıyla hazırlanmıştır.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Ah O Masada Ben de Olsaydım

Çankaya'dan bir mektup vardı, köşkten. Atatürk beni 28 Ekim akşamı düzenlediği yemeğe davet ediyor ve gecenin sonunda bir havadis vereceğinden bahsedip havadisin ne olduğundan bahsetmiyordu. Senelerin verdiği tecrübeyle Ata'nın muzipliklerinden biridir diye düşündüm, meğer yanılmışım. Bu seferki yemeğin amacı Ata'nın sevincini paylaşmak istemesiydi. Erkenden hazırlandım ve köşke gitmek için yola koyuldum Ata bu malum, beklemeyi ve bekletmeyi hiç sevmez. Köşke vardığımda kendime son bir çekidüzen verdim ve içeri buyur edildim. Ata hem yakın dostu hem de yaveri olan Salih Bozok ile ayakta dikilmiş, pencereden dışarı bakarak bir şeyler kaynatıyordu. Kapıya iki kez tıklayıp muhabbete ortak olmak için usulca yanlarına yaklaştım. Ata başını çevirdi ''hoş geldin çocuk'' dedi. Başımla selamladım ''Atam'' ve ''Salih ağabey'' dedim. Salih Ağabey meraklı bakışlarıma tercüman oldu ve üç misafirimizin daha teşrif edeceklerini sonrasında yemeğe geçeceğimizi ve ilerleyen saatlerde de Atamızın dilinin altındaki baklayı çıkaracağını söyledi. Aradan çok zaman geçmeden beklenen üç misafir de geldi, bunlar Fuat Bulca, Nuri Conker, Fethi Okyar idi. Hemen selamlaşıldı tokalaşıldı ayak üstü hal hatır soruldu ve yemek esnasında da konuşmak için bir şeyler kalsın diye Ata bizi zaman kaybetmeden hazırlattığı salona buyur etti. Her zamankinden daha mükellef bir sofra ile karşılaşmıştık ve durumun önemi netleşmişti kafamda. Başta Ata'nın olmak üzere davetli olan herkesin sevdiği yemekler hazırlatılmıştı. Tabir-i caiz ise masada bir tek kuş sütü eksikti. Ata'nın favori yemeği karnıyarık, favori mezesi fava ve beyaz leblebi. Salih Ağabey her zamanki gibi Ata ile aynı kalemden devam etti. Fuat Ağabey için Fırında kuzu kol, Nuri Ağabey her zaman olduğu gibi zeytinyağlı da zeytinyağlı demesin diye hazırlanmış envai çeşit zeytinyağlı pırasasından tutun, barbunya pilakisine oradan tutun zeytinyağlı yaprak sarmasına. Fethi Ağabey her zaman olduğu gibi yemek ayırt etmediği bilinmesine rağmen kırmızı şarabın yanında eşlik edebileceği mütevazi bir peynir tabağı ve küçük bir salkım üzüm hazırlanmıştı. Gelelim bana davetlerde dikkatim çok dağılmasın konudan uzaklaşmayayım diye yemek yemeyi sevmem ama malum büyüklerimizin ısrarı Atamızın havadisi üzerine aç durmak olanaksızdı. Benim içinse biraz fava, yarım dilim kavun, ve semizotlu yoğurt vardı. Ata'nın sevdiği yemeklerin aksine hep yemek istediği ama bir türlü nasip olmayan enginar yine ulaşmamıştı köşke. Bunun burukluğunu hissettim. Ata masaya oturmamız için eliyle işaret verdi haliyle bizde yerlerimize oturduk. Muhabbet sıcak bir sohbet ile başladı fıkralar anlatıldı, felsefeye değinildi, ülke için çözüm önerilerinde bulunuldu. Masanın başında Ata'nın yanında bulunan karatahta, tebeşir, silgi ve kütüphaneden gelen kitaplar, sofranın mezesi haline geldi. Zaman ilerledi gecenin sonuna doğru gelindi ve Ata kadehini kaldırdı ve müjdeyi verdi
"Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz"...